Sayfalar

25 Haziran 2012 Pazartesi

Edinburgh'a gidiyorum



26.06.2012
Blog bana çok hayırlı geldi:) 21 Ağustos'ta kısmetse Edinburgh'a gidiyorum. Türk hava yolları Edinburgh'a yeni hat açtı ve promosyon uçuşları var. 556 tl ödeyerek bugün biletimi aldım. Hemen http://www.homestaybooking.com/ adresinden ev aramaya giriştim.

Edinburgh, Inverness, Stirling ve Glasgow'u gezmeyi düşünüyorum. Gezi tarihimde Edinburgh Fringe festivali de var. Denilenlere göre çok şenlikli geçiyormuş.

Yine tüm gezi sitelerini okuyup 11 gün için bir gezi planı yapmaya çalışacağım. Bu sefer yalnız gidiyorum. Bakalım neler bekliyor beni Edinburgh'ta...

21.07.2012
Geziye çok yakın bir arkadaşım daha dahil oldu. Beraber aynı evde kalacağız. Evimizi de ayarladık. Günlüğü sadece 15 pound ancak bu kez yemek yok. Kendimiz mutfağı kullanacağız.. Londra'da kahvaltı ve akşam yemeği dahildi. İngiltere konsolosluğuna evraklarımızı verdik. 23 Temmuzda vize başvurusunda bulunacağız. İkinci kez İngiltere'den vize aldığımız için 5 iş gününde vizemizi vereceklermiş. Bakalım. Heyecanlıyız.

Bu arada ufaktan Edinburgh için araştırmalarımızı yapmaya başladım. Üç günlük gezi kartı varmış ve bir sürü yere giriş sağlıyor. 11 gün kalacağımız için gezi planına şimdiden başladık.
Burada 3 günlük pass biletle 30 farklı yere girebiliyoruz ancak Edinburgh kalesi dahil değil. Onu extra gezeceğiz.

27.07.2012 Vizemiz geldi bile. İngiltere ikinci kez girişte 5 gün gibi kısa bir sürede vizeyi veriyor. Ancak ilk vize başvurusu 20 gün sürüyor.

http://www.edinburgh.org/pass/attractions/

02.09.2012
Yine rüya gibi bir tatildi. İlk defa gidecekler için gün özeti çıkaracağım ama önce Edinburgh şehir içi ulaşım detayları...
Şehir kayalık olduğu için metro yok. Ulaşım Otobüslerle sağlanıyor. Tramvay çalışmalarına yeni başlamışlar. O nedenle ileride Tramvay ile de şehir içinde ulaşım olacak. Şimdi olmadığı için tramvaysız olarak yazıyorum notlarımı:

Havalimanı Edinburgh Merkeze ulaşım Airlink otobüs firması ile sağlanıyor. Gidiş geliş 6 pound. Şehirde hizmet veren 3 farklı otobüs şirketi var. Bu nedenle otobüs duraklarında hangi şirket ve hangi otobüs numarası işareti varsa o otobüsler duruyor demek.. Lothian Otobüs şirketi Edinburgh Şehir içi Merkez sınırlarında hizmet veriyor. Biz şehir içinde sadece Lothian'ı kullandık. Bir de günlük bilet alınca hangi şirketin biletini aldıysanız sadece o firma otobüslerine binebiliyorsunuz. Ayrıca otobüslerde para iadesi olmuyor. Para kutusuna attığınız miktar tam olmalı ya da üstünü bırakıyorsunuz.

Şehrin dışına çıkacaksınız, örneğin biz Stirling ve Glasgow'a geçtik, bu kez Edinburgh Bus Station'dan otobüslere biniyorsunuz.. (Bizdeki otogar gibi) Otobüslerin afişe ettiği fiyatlara dikkat edin. Stirling'e giderken aynı gün return aldığımız için 4 pound ödedik normalde ise 9 pound idi.

Edinburgh Waverley Tren istasyonu ise Princess Street'te... Şehrin tam merkezinde. Stirling'te son otobüsü kaçırınca trenle geri döndük. Sorunsuzdu.

7 Nisan 2012 Cumartesi

Amsterdam Günlerimiz II

31 Mart:
Sabah erkenden kahvaltımızı yapıp yola düşüyoruz. Uçak saatlerimiz değiştiği için bir çok şeyi bir güne sığdırmak zorundayız. Programda Van Gogh müzesi, Çiçek pazarı, kanal turu, S*x müzesi, Volendam ve alışveriş akşam Red Light var. Daha önceden bunlarla ilgili araştırma yaptığımız için hiç vakit kaybetmedik.












Amsterdam Merkez'de Van Gogh ve kanal turu için kombine bilet alıyoruz. Hem müzede sıra beklemedik hem de indirim aldık. Mutlaka biletleri erken edinmekte fayda var. Gezimize Van Gogh müzesi ile başlıyoruz. Müzeye merkezden tramvayla geçtik. Hava çok güzeldi. Müzenin önünde sabah erken saat olmasına rağmen epey bir kuyruk vardı. Biletimiz olduğu için hiç beklemeden içeri girdik. Tek müze hakkımızı Van Gogh'dan yana kullandık ve çok iyi oldu. Van Gogh'un resimleri gerçekten büyüleyici. Param olursa alacağım resmi bile seçtim.
Eğer vaktiniz olursa mutlaka Van Gogh müzesine vakit ayırın. 2 saate yakın vakit geçirip, merkeze doğru tekrar tramvaya biniyoruz. Yolda çiçek pazarını görünce inip 5 dakika gezelim dedik 5 dakika 1 saat oldu. Çiçek pazarında kendimizi kaybediyoruz. Çiçek pazarındaki peynir mağazaları ise çok güzeldi. Bütün tadımlık peynirlerin hakkını verdik. Yine bir mağazada satılan şekerlerden! aldık.

Çiçek pazarından sonra kanal turu için merkeze geçiyoruz. Amsterdam çok şirin, kanalların arasına kurulu bir şehir ve hali hazırda deniz seviyesinden aşağıda. Doklar sayesinde su basmasından şu an için güvendeler ama ileride ne olur kimse bilemez. Evler kahverengi briketlerden yapılma çatı katları var.. küçük figürlerle süslü. Kar yağdığı zaman da görmek gerekir Amsterdamı.. 1 saatlik kanal turundan sonra S*x müzesine giriyoruz.

S*x müzesi Amsterdam Central'de Dam meydanı girişinde. Bir diğeri ise Red Light Strict'te. Ancak bizim gittiğimiz popüler olanmış. Müzenin adı s*x olunca konunun hakkını vermişler diye düşünüyorum. Müzeye en çok 1 saat ayırsanız yeterli. Tarihten bugüne kadar konu ile ilgili tüm figürleri toplamışlar. Bunlar nispeten estetikti ancak bir de fotoğraflar var. Müzelik! diyemeyeceğim. Müzeden çıkınca matrix te kayma oldu gördüğüm her figürü bir şeylere benzetmeye başladım:) sonra gün içerisinde normale döndüm.

Saat 5 gibi Volendama gitmek üzere Amsterdam Merkezden sarı Volendam otobüslerine bindik. Merkezden yarım saat uzaklıkta. Otelden tur var ancak 50 Euro kişi başı. Otobüs ise return olarak 10 EUR. Otobüsle yarım saat yeşillikler içindeki yollara bakarak hem dinleniyoruz hem de bilmediğimiz bir ülkede yol alıyoruz. Eğer vaktiniz olursa mutlaka Volendam için vakit ayırın. Masal diyarı gibi. Aynı tip evler uzun sokaklar, deniz kıyısı, yaşamın gerçekten sakin aktığı, tüm karmaşanın geride kaldığı bir yer. Sizi hemencecik sarıveriyor.



Volendam'da akşam yemeği için De Lunch'ta durduk. Deniz mahsulleri tabağı seçtik. Hayatımda hiç bu kadar lezzetli yemek yediğimi hatırlamıyorum. Menüler 10 Euro'dan başlayan seçeneklerle dolu. Hollanda patatesi meşhur. Her yerde kızartılmış patatesle servis geliyor. Restaurant 400 yıllık eski bir yerdi ve çok şirindi. Bol bol resim çektik. Eğer yolunuz düşerse De Lunch'a mutlaka gidin. Pişman olmazsınız.





De Lunch-Volendam.


Saat 9 gibi Amsterdam merkeze geri geldik. Biraz alışveriş yaptık. Sonra Red Light District'e tekrar geçtik, camlara son kez göz atıp 12 gibi barın birine kendimizi attık. Hepimiz yorgunluktan dökülmüştük. Barın işletmecisi Türk çıktı. Güzel bir sohbetin ardından gece 3 gibi otele vardık. Bir güne neler sığdırabildiğimizi düşününce, aslında bir günün istenirse ne kadar uzun olabileceği neler sığdırılabileceğini düşündük. Gerçekten güzel bir gün oldu.

01 Nisan: Sabah kahvaltının ardından havaalanına doğru yola cıktık. Bu güzel ülkeye bir kez daha gelinir. Hepimiz aynı fikirdeyiz. Schiphol havalimanında alışveriş yapıp, İstanbul'a geri dönüyoruz. Amsterdam için The End. Bir sonraki gezi notlarında buluşmak üzere...


Amsterdam Günlerimiz - I

30 Mart:

15:30 Onur air uçağı ile Amsterdam'a gitmek için AHL'de buluştuk arkadaşlarımıza. Check in de sıra bana geldiğinde hepimiz ufak bir şok yaşadık. Çelebi check in görevlisi, vizemin Almanya vizesi olduğunu ilk çıkışımın Almanya üzerinden olması gerektiğini bunun için de Amsterdam'a uçamayacağımı bildiriyor. Her ne kadar schengen için bunun bir zorunluluk olmadığını anlatmaya çalışsak ta görevi ikna olmadı. Tur rehberimiz de ikna etmeye çalıştı ama nafile. Yurtdışından yolcu geri gönderilirse yer hizmetlerine ceza geliyormuş sanıyorum. Bu nedenle bir sürü giriş çıkış yapmama rağmen az daha uçamıyordum. 45 dakika sonra beni uçağa almaya karar verdiler. Bu arada uçağın kalkmasına az bir süre kaldığı için arkadaşlarım beni bırakıp pasaport kontrolünden geçmişlerdi. Bir daha vizemi sadece aldığım ülkeden başlayarak kullanacağım. Yaşadığımız stres hepimize yetti. Az daha işgüzar bir görevli yüzünden seyahate katılamayacaktım.

İş bankası longue'da bir şeyler yemek üzere arkadaşımla buluştuk. İş bankası normal kredi kartı ile ücretsiz yemek yiyip, bir şeyler içebiliyorsunuz bu arada. Sadece Gold yada özel kartlar sanıyordum ama tüm kartlar içinmiş. 1 saat gecikme ile havalanıyoruz. Akşam 8 gibi Amsterdam Schiphol havalimanındayız. Hiç bir sorun yaşamadan Almanya vizem ile Hollanda'ya giriş yaptım. Tabi bu arada tüm turdakiler için de merak konusu olmuşum. Vizeden geçince ilk yorumlar geldi Almanya ya gitmenize gerek kalmadı diye:)

Bu geziye Tatilbitmesin.com ile çıkmıştık. Bu nedenle tur şirketinin rehberi eşliğinde otele varıyoruz. Otel nehir kıyısında, oda da geniş ve konforluydu. Rehberimizi bir güzellik yaparak şehre ineceğini, isteyenin katılabileceğini bildirdi. Saat 10:00 da lobide buluştuk. Amsterdam merkeze metro ile geçtik. Daha önce tüm seçeneklere baktığımız için 1 günlük GVB kart aldık. ve otobüs, metro, tramvayda geçerli seyahat kartımız oldu.


Saat 11:00 gibi Amsterdam merkezdeydik. Dam Meydanı, Red Light district derken kendimizi bambaşka bir dünya da bulduk. Red light district anlatmayla canlandırılacak gibi değil. İnsanın aklının ötesinde.. Camların önünde geçerken bikinili ve kıpırdayan kadınları görüp incelemek istiyorum ama göz göze gelmeye cesaret edemiyorum sadece ben değil, hiç birimiz! Casa Rossa'da ise bir tür sanatsal! faaliyet var saati 35 Euro seyircilerden de katılan oluyormuş. Mürsel girmek istedi ama biz ona eşlik edemeyince o da kaldı. Gece kendimizi bir steak house'a girerek ödüllendiriyoruz. Metro saat 12:00 a kadar çalıştığı için gece otobüsü ile otele saat 02:00 gibi atıyoruz. Ertesi gün ise erkenden yola çıkmak üzere sözleşiyoruz.

29 Şubat 2012 Çarşamba

Amsterdam'a gidiyorum! - 3 gün Amsterdam maliyeti

29 Şubat: Bu kadar kısa süre sonra ikinci bir seyahati hiç düşünmemiştim ancak sanıyorum bu gezme işini çok seviyorum. Bu sefer rotamız Amsterdam. Fırsat sitesinden 3 günlük Amsterdam gezisi satın aldık 5 arkadaş. Ancak programı yine kendimiz yapacağız. Amsterdam için yine internetten araştırmalara başladık. Vize için kendimiz başvurduk. Bu sefer Almanya üzerinden vize aldım. Ancak süre çok az verildi. 1 ay... Amsterdam'da gezilecek çok yer var. Ulaşım için günlük kart varmış ancak I amsterdam card seçeneği daha cazip. http://www.iamsterdam.com Çeşitli müzelere free giriş, kanal turu ve  ulaşım sağlıyor. Van Gogh müzesi de gezilecek yerler arasında.

07 Nisan:
Amsterdam gezimiz bir rüya gibiydi. Maliyetine gelince, masraflar yaklaşık olarak şöyle
:
Tur fiyatı: Otel, uçak, transfer : 400 tl
Vize maliyeti: 65 EUR ve 50 TL
Havalimanı çıkış: 15 tl
GVB bir günlük Amsterdam içi ulaşım: 7.50 EUR
Van Gogh ve Kanal turu kombine: 22 EURO
S*x Müze: 4 Eur
Volendam otobüs bileti: 10 EUR
Akşam yemekleri: 23 EUR

Toplam: 330 EURO..
Gezi süremiz kısa olduğu için süre/maliyete göre pahalı. Ama Rijsk müzesi hariç tüm aktiviteleri sığdırdığımız için memnunduk.

26 Ocak 2012 Perşembe

Londra Günlerimiz III

22 Aralık:Bugün Science Museum'a gidiyoruz. Kahvaltıdan sonra sandviçlerimizi yaptık yine. O bölgede Mark&Spencer yok. Londra'daki Mark&Spencerlerde aynı Migros gibi bir bölüm var. Market alışverişi yapıyoruz. Diğer katlarda ise giysi. Burada Mark&Spencer bir mağaza görünümünde oysaki. Science Museum'da çok katlı müzelerden. Bilgisayarların atası, astronot kapsülleri, giysileri, roketler neler neler.. Bilimle çok aranız olmasa bile görülmeye değer. Vakit nasıl geçiyor anlamıyoruz ve tabiki de yorgunluktan ölüyoruz.

Akşam için Mamma Mia ve yemek kombine biletimiz var. Yine İstanbul'dan almıştık. Zaten Londra'ya bıraksaydık çoğu şeyi yapamazdık. Çevreye alışmak zaten vakit alıyor herşey yeni. Bir de orada program yapmak oldukça zorlardı. Böyle çok iyi oldu. Mamma Mia'dan önce Grace'te yemeğimizi yedik. Sonra da müzikale geçtik. Mamma Mia sahnesi ve oyunu ile şaşırttı. Çok daha profesyonel bir oyun bekliyordum. AKM'de seneler önce Neşeli Günleri izlemiştim. Emin olun çok daha güzeldi. Sanki tatil köylerindeki animasyonlar gibiydi. Hayal kırıklığına uğradım.
23 Aralık: Bugün yine program dolu. Buckingham Palace, Hyde Park CM ve programda. Bugün evdeki diğer konuk Andrea'da bize katılacak. Sabah ilk önce Buckingham Sarayına gittik. Saat 11.00 da asker değişimine yetişmek istedik ancak mümkün olmadı. Çünkü ertesi günmüş. Oradan Andrea bize dünyadaki ilk açılan Hard Rock Cafeye götürdü.
Meraklısı için güzel bir yer. Yalnız canlı müzik yokmuş akşamları.. Yazık olmuş.. İçeriyi gezip resim çektik sonra Hyde Park'ta yürüyüşe koyulduk. Hyde Park'ta Winter Wonderland var. Bizim Sultanahmet'te düzenlenen Ramazan Panayırları gibi. Daha sonra Summerset house Buz pateni pistine geçtik ancak biletler tükenmişti. Daha sonra Oxford Streete geçtik oradan Covent Garden'e bir pubda mola verdik. Tabi tüm bu aktarmalarda Travelcard ı kullanıyoruz böylece haftalık ödediğimiz 47 poundun hakkını veriyoruz. 7 gibi eve geldikten sonra tekrar Camden Town'a indik. The Worlds End. Hard Rock tarzı müzikler çalıyordu. Mekanda güzeldi. İskoç sodasına bayıldım. Camden Town'da çeşitli mekanlar varmış. Ancak biz hepsini gezemedik. Underground çıkışında ücretsiz giriş kuponları dağıtıyorlar. Hatta bir mekan için önce indirim kuponu verdiler sonra bedava kuponu. Biraz daha beklesek sanıyorum üste para alacaktık!

24 Aralık: Bugün dün seyredemediğimiz asker değişimi için Buckingham sarayı önüne tekrar gittik. Meydanı kalabalıklar doldurmuştu. Demir parmaklar arkasından merasim törenini seyrettik. Tören yaklaşık 45 dakika kadar sürdü. Eğer vaktiniz varsa seyretmeye değer.
Tören sonrası Hardrock cafede durup bir mola veriyoruz. Daha sonra Nothing Hill'de kurulan Portobello'ya geçiyoruz. Portobello'da sokak pazarı sadece Cumartesi günü kuruluyor. Diğer günler normal dükkanlar açık. Pazar esnafı çoğunlukla Türklerden oluşuyor. Bir an kendimizi İstanbul'da sanıyoruz. Kulak kabartırsanız eğer türkçe kelimelere sık sık rastlayabilirsiniz. Portobello'daki eşyalar çoğunlukla incik boncuk hediyelik tarzında. Bir iki yerde ise ikinci el vintage bulabilirsiniz. Oldukça uzun.

Buradan yolumuza devam edip Big Ben'i görmek için Westminister'e geçiyoruz. Daha sonra ise eve gelip yemek yedikten sonra family pub'a geçiyoruz. Christmas dolayısı ile Pub'da Noel ilahisi söylüyorlar. Bizim için hoş bir anı oldu.

25 Aralık: Bugün Christmas günü olduğu için şehirde hiç bir toplu taşıma çalışmıyor. O nedenle civar semte kısa bir yürüyüş yapıp, öğlen saatlerinde açık bulunan pubda bir kahve içerek eve geri dönüyoruz. Ev sahibimiz bizim için çok güzel bir Christmas yemeği hazırlamış. Şamdanlar, hafif bir müzik eşliğinde güzel bir yemek yiyoruz. Yani yemeği onlar yedi aslında biz de makarna:) yemeğin içine domuz karışımı girmiş. Sabah kahvaltıdan önce pakete göz atınca içinde domuz sosu olduğunu farkettim. Bilmeyince sorun yok ama bir kez görünce yiyemiyoruz.
26 Aralık: Bugün Phantom of the Opera günü. Biletlerimizi İstanbul'dan almıştık. Bu nedenle gündüzü alışverişe ayırıp, akşamı ediyoruz. Bugün Boxing day olduğu için çoğu ulaşım kısıtlı. Underground'da ise grev var. Ulaşımı otobüsle sağladığımız için metronun ne büyük nimet olduğunu anladık. Phantom of the Opera çok güzeldi. Ancak salon yine bizim AKM'ye göre oldukça ufaktı. Müzikalden sonra  doğru eve dönmeye niyetleniyoruz ancak otobüsü neredeyse hiç kullanmadığımız için çok zorlanıyoruz. Allah'tan Srilankalı bir kız bize eve kadar kılavuzluk yapıyor!

27 Aralık: Bugün Doğum günü hediyem olan buz pateni ayakkabımı almak için günümüzü alışverişe ayırıyoruz. Bir dileğim daha gerçek oldu. Mutluyum. İsranbulda buz pateni yaklaşık olarak 800 tl idi burada ise 150 pound'a aldım. Gezi yanıma kar kaldı:)

28 Aralık: Bugün gezimize çok sevdiğim Emel arkadaşım da katılıyor. Öğlen o gelene dek Trafalgar meydanında ki National Portrait müzesini dolaşıyoruz. National Portrait müzesinde konuya hakim olmadığımızdan gerek çok iz bırakan bir eser göremedim. Ancak buraya kadar gelip görmeden olmaz. 1-2 saatlik bir süre yeterli olur. Bir süre sonra tüm resimler birbirine benzemeye başlıyor. Trafalgar meydanı beklediğim kadar büyük değil ama oldukça önemli bir meydan. O kadar çok üst üste müze vs gezdik ki artık gözümüz neredeyse yeni hiç bir şey görmek istemiyor.


29 Aralık:
Bugün programımız da Greenwich var. Greenwich için underground sonrası trene biniyoruz. Travel kartımız trende de geçerli. Güneşli bir Aralık gününde Greenwich'e ulaşıyoruz. Küçük güzel bir kasaba. Trenden indikten sonra yaklaşık 20 dakika yeşillikler içinde devam ederek Greenwich'e ulaşıyoruz. Greenwich gerçekten çok güzel ayrıca bir de Astronomi müzesini sahiplik ediyor ve bu müzede Tunç Tezel'e ait bir fotoğraf yer alıyor. Güzel bir süpriz oldu. Kendisi ile gurur duyduk. Londra'ya giderseniz yolunuz mutlaka Greenwich'e düşsün. Biraz uzak ama kesinlikle değer. Müze içerisinde 4.500.000.000 yıllık bir taşta var, dokunabiliyorsunuz üstelik. Sadece bu hissi yaşamak bile muhteşemdi.
31 Aralık: Bugün son kez Notting Hill'e uğradık. Alışveriş yapıp akşam için hazırlandık. Ayrıca dönüş hazırlıklarımızı da yaptık. Yılbaşı sabahı erken İstanbul'a döneceğimiz için valizlerimizi hazır halde bekletip Trafalgar meydanına geçtik. Havai fişek gösterileri London Eye tarafından izlenebilecekti. Ancak insanlar oraya öğleden sonra akın ettikleri için akşam üzeri London Eye civarını yaya girişine dahi kapadılar. Biz ise o kadar vakit kaybetmemek için Trafalgar Meydanına gitmeye karar vermiştik. 4 büyük sinevizyon ile meydanı donatmışlar meydan çok kalabalıktı ancak sinevizyon sönüktü, müzikler vasattı. Gece yarısına kadar biraz yağmur biraz kalabalıkla bekledik. Ancak gece 12 olup, havai fişek gösterileri başlayınca London Eye civarına gitmediğimiz için çok pişman olduk. Beklemeye değermiş gerçekten. Bir daha ki sefere artık. Saat 01:00 gibi underground kuyruğuna giriyoruz. Bütün halk evine dönüyor. Bu nedenle metro kuyruğu 1 km. Bir kaç saatlik uyku ile İstanbul'un yolunu tutuyoruz. Bir sonraki gezi notlarında buluşmak üzere..

Londra Günlerimiz II

19 Aralık:

Bugün National History Müzesine gidiyoruz. South Kensigton durağına aktarma yaparak gideceğiz. Şükür ki underground kısmı sorunsuz olarak geçti. Müzenin önünde buz pateni pisti var. Ancak buz pateni için biletleri saatler sonrasına veriyorlar. Bu nedenle aktivite için biletleri erkenden almak en kolayı..National History Müzesi bütün müzeler gibi gerçekten çok büyük. Gezilecek çok kat, çok fazla bölüm var. Biz müzeye diğer kapıdan girmişiz en önemli eserleri akşam üzeri gezebildik. Tabi ki bütün gün müze insanı yoruyor. Sabah evden çıkmadan önce sandviç yapmıştık iyiki de yapmışız çünkü sadece bir kafeteryası var ve dışarıda yemek yiyebileceğiniz civar bir yer yok. Ayrıca bu müze içerisinde bir market var. Marketi görünce önce şaşırdık sonra öğrendik ki marketi Kobe depremi esnasında çekilen görüntülerden esinlenip canlandırma yapmışlar. Giderseniz mutlaka marketi bulun. Gerçi biz İstanbullular alışkınız.
Akşam eve gittik yemekten sonra Geleneksel bir ingiliz puba gittik. 400 Yıllık eski bir pub. Noel üzeri olduğu için Carol Singerler geldi. Değişik bir anı oldu bizim için.

20 Aralık:


Bugün British Müzesine gidiyoruz. Müze çok büyük ama öyle böyle değil gerçekten hakkıyla gezmek isterseniz bir kaç gününüzü alır. Müzede Dünyanın her yerinden eserler var. Tabiki bir süre sonra insanın beyni yeni bir şey öğrenmek istemiyor. Yoruluyoruz ama değiyor. 11000 yıllık sevgililer oyması güzeldi. Aşk her zaman aynı.

21 Aralık:


Madam Tussaud ve Londra Kalesi için bilet almıştık İstanbul'dan. Bugün program Madam Tussaud ile başlıyor. Sadece mumyalar var sanıyorduk ama çok başka sürprizlerde var. Vaktiniz varsa Madam Tussaud'a kesinlikle vakit ayırın. Pişman olmazsınız. İki saate yakın vakit geçirdik. Kat kat döne döne aşağı iniyorsunuz ama mutlaka iki kişi gidin yoksa resim çektirmek çok zor oluyor. Mumyalardan sonra korku tüneli başlıyor. Ne kadar korkunç olabilir diyorsunuz ama canlı insanlar habire ordan burdan fırlayıp bağırıyorlar:) İnsan ister istemeden irkiliyor. Sonra bir trene binip eski Londra günlerine yolculuk yapıyorsunuz. Sonra ise 4 boyutlu sinema seyrediyorsunuz. Sadece mumya beklerken 3 farklı aktivite daha vardı. Hoş bir sürpriz oldu.
Daha sonra ise koştur koştur Londra kalesine gidiyoruz. Bileti kombine aldığımız için bir günde iki farklı yer bitireceğiz. ve Birbirine çok yakın değil. Kale kışın saat 4.30da kapanıyor ve Londra'da gezdiğimiz tüm yerler gibi çok büyük bir alanda. Patenle dolaşsak yeridir. Zaten kaleyi önce görünce gözümüz yıldı. Ama bunun da üstesinden geldik evel Allah!
Kalenin içinde binalar ve bölümler var. 16.Yüzyıldaki yangında Londra köprüsü dahil bir çok yer tahrip olmuş çok üzücü. Yeniden yapmışlar bir kısmını. Tarihin kaybolması üzücü. Kalenin içinde taç bölümü var. Kaşıkçı elması büyüklüğünde ya da bana öyle geldi:) pahalı taşlar var. Taçların önünde yürüyen merdiven var. Ben iki kez geçtim bir seferde hepsine bir gönlümce bakamadım. Resim koyamıyorum maalesef çünkü o bölümde fotoğraf çektirmiyorlar. Akşama doğru tükeniyoruz. Bugün de the end

8 Ocak 2012 Pazar

15 gün Londra Maliyeti

Londra için ekonomik bir bütçemiz olduğundan bahsetmiştim.
İşte Minimum 15 günlük Londra Harcaması.

117 pound: İngiltere vizesi
125 pound: Easy Jet ucak bileti. Biletimizi ucustan 3 ay önce aldık.
45 pound: Luton-High Barnet: Ara ulaşım
330 pound: Homestay günlük oda kiralama kahvaltı ve akşam yemeği dahil
94 pound: iki haftalık travel kart
15*3= 45 pound: Öğlen yemeği. Ne denediysek öğlen yemeğini 3 poundun altına düşüremedik. MS sandviç bile içecekle 3 pounda geliyor.
15*4= 60 pound: aksamları pub da bir adet içecek için minimum
57 pound: High Barnet -Luton havalimanı ara taşıma

toplam: 873 pound bu da yaklaşık 2500 tl yapmaktadır. 3-4 günlük turlara vize hariç 700 pound isteniyor 15 gün için bu rakam bence cok ekonomik.

Bu mecburi standart harcamaların dışında tabiki alışverişte yaptık. Mamma Mia ve the Phantom of the ophera ve Madame Tussaud ve London tower'ı gezdik. Bunların biletlerini istanbul'da iken aldık. Fırsat sitelerinden gunlerimize göre biletlerimizi aldık. Gerçekten gişe fiyatları daha pahalı.
Mamma Mia-Akşam yemeği bundle: 37 pound
http://www.lastminute.com/
Madam Tussaud-London Tower: 33 pound
http://www.365tickets.com/
The Phantom of the Ophera: 33 pound
http://www.encoretickets.co.uk/
toplam kültür harcamamız: 103 pound.

Londra ile ilgili en güzel şey müzelerin çoğu önemlileri ücretsiz. Orhan Veli'nin dediği gibi, hava bedava bulut bedava camekanların önü bedava londranın sokakları bedava. Cebimizde travel kart, londra'nın altını üstünü getiriyoruz.